Niye burdayız dedi kendine.Kimse duymadı.Burası neresi dedi,cevap gelmedi.
Sihre hiç inanmadı,eksikliğini sürekli hissetti.
Ne olduğunu bilmiyordu,sorarsa özü iyi derdi.
Birini öldürdüğünü hiç düşünmedi;ama zihninde defalarca dövmüştü.
Aralıksız her saniye büyüyordu;ancak olgunlaşamadı.Keşkelerine bağlanmıştı.Zayıflıktı.
İnsanların yaptıklarının anlamsızlığını 0’dan herhangi bir küsürat arasında sonsuz sayı olduğunu öğrendiğinde keşfetti.Sonra kendi fark etmiş gibi çevreye anlattı,o da aynıydı.
Gidemediği hiç bir yolu arkasında bırakmadı,hepsi sırtındaydı.
Olasılıkları çok sevdi,Dünya’da yaşamadığı her seçim için üşenmeden ayrı ayrı yas tuttu.
Gözleri bozuktu,dudakları düz 5 cm gülümseyince 8 cmdi.Kulakları 7 cmdi.Dudakları enine 2 cmdi.En büyük uzvu burnuydu.Ön dişlerinin her biri 1 cmdi.Büyük burun büyük karakterdi.
Tarih hiç olmamıştı.Bu bir kumpas da değildi zira arkasında bunu hazırlayacak insanların varlığına inanmıyordu.
Görülmediğinde ağlamazdı,sonra değişti,sonra ağlamaktan tiksindi.
Hayatı tül perde arkasından yaşıyordunuz,haberiniz yoktu.Kendisinin de haberi yoktu o zaman o zaman.İç içe geçmiş paradokslar herkesin sonu olacaktı.
Fedakarlığı biri bilmesse yapmazdı,yapmak zorunda kaldı.
İnsan gözlerinin renkler için yapılmadığını biliyordu.Bir gün böcek olarak doğarsan siyahın siyah olmadığını anlayacaktın.Böylelikle renkleri renklerde boğdu.
Fakir insanların gülümsemelerini kinaye olmadıkça samimi bulmazdı.
Sonsuz olmak için büyük şeyler yapmak istiyordu.
Varlık onun için var edemedikleriydi,yokluktaydı.
Yüzü mozaik,ruhu sıradandı.
Parasızlığı tanıdığı için sosyalist olacaktı,ancak içindeki aristokratı her gün besledi.
Farklı olmak için doğmuş bi aynıydı.
Tek büyük korkusu hırsını kaybetmekti.
Sıraya yazı yazmasını,duvarlara küçük akrobat Cin Ali’ler çizmesini seviyordu;çünkü onları gören biri kolaylıkla sokak artisti olduğunu söyleyebilirdi,kimse görmedi.
Milliyetçilik Avrupa Birliği ile ölmüştü.
Enlerini düşünmeye hiç zaman ayırmadı.Fark ettiğinde ise erindi.
Müziğe yapamayacağını bildiği için hayran oldu.
Yaptığı en güzel tablolar taklitti.
Adı garip olan her şeye ilgisi vardı,birinin anlamadığı bir şeyi yaptığını söylemek bilindik daha iyisini yapmaktan çok daha iyiydi.
Yanında yandaşı olsa bir zamanlarki okulunun ordaki yokuştan kaykayla kayacaktı.Kimse gelmedi,olmadı.Yİne de sonuna kadar dik yokuşların listesini yaptı.
Psödomaki,metafor ve hatırlamadığını söylediği bir kelimenin telafuzunu çok seviyordu.
Hatırladığı en önemli uktesi huzurevinin orada sabahları taburede oturan adamla konuşamamaktı.Aklında dosttular.
Aklında toparlar,biranda söylerdi.Söyleyemediği hiç bir şey kalmadı.
Her sene gideceğini söyledi ama ertesi sene yine söylemek için ordaydı,inanmadıklarını biliyordu.
Özgü olduğu için ter kokusuyla dolaşırdı.Aynı şişe,aynı koku,aynı insan iğrençti.
Bir annesi vardı.
Bıraktıkları kısa oldu.
Bir gün birini severse kendinden önce ölmeliydi.Kendi acısını yaşatmaktansa acı çekerdi.Bir yerde okuduğunu söylerdi.
Uyandıktan sonra ilk 5 dakika bilinç altıyla ortaklaşıp rüyalarını sürdürebiliyordu.
Bir kağıt aldı ve günde 8 saat uyursa hayatının 1/3 ‘ünü uyuyarak geçireceğini hesapladı.Önce hoşuna gitmedi sonra galiba unuttu.
Düğünlere gitmedi,nikah şekeri koleksiyonu vardı.
Hiç bir zaman kravatı düüzgün durmadı.
Yapabileceklerini görünce şaşırdı,ama yapmadı.Mazeretleri vardı.
Birkaç kere birilerinden hoşladı.Bir iki kişi de ondan hoşlandı.Bir kere birisiyle görüştü sonra nasıl yapıldığını unuttu.
Kelebek etkisinin var olduğunu kanıtlamıştı.
Biraz yalnızım diyordu,biraz,sadece.
Denizden korktu,orası da çok yüksekti;ama biliyorum ki yıldızlara dokunmuşluğu da vardı.
Neden baktığımız en son yerde bulduğumuza cevap verdi.Karşılaştıklarında hangisi batıya daha yakındıra verdiği cevap ise yanlıştı.
Aptal kadar zeki ve zeki kadar aptalım derdi.Anlamazlarsa sevinirdi.
Çok şeyi unuttu.
Tanınacağını biliyordu.
Toydu aslında,kesinlikle birkaç senesi daha vardı.Sonu önceden düşündü ve zamanından önce aklında topladı,bekleyemedi.Öldü.








